• Feb 15, 2024

KADERİNİN USTASI OL; KURBANI DEĞİL!

  • SİRA MERCAN AKADEMİ
  • 0 comments

Hayatını Ustaca yaşamak için Kaderin üzerinde kazanacağın gücün anahtarı bu yazıda!

Kader kelimesi, Arapça -kdr kökünden gelir. Ölçü, değer, takdir edilen, ilahi olarak önceden yazılmış ve değiştirilemez olandır. Türklerde yazgı olarak bilinen kader kavramı, yazmak fiilinden gelir. Ve kişinin yaşayacaklarının tanrı tarafından alnına yazılı olduğuna inanılır.

Alın yazısı da denilen kader ve yazgı kavramları genelde; kötü ve negatif olarak algılanan olaylar karşısında insanın çaresizliği olarak söze dökülür. Ne yapalım, kaderimiz böyleymiş denilir ve o konuyu değiştirmek için bir çaba harcanmaz. İnsan bu noktada hayatındaki olaylar ve yaşanacaklar karşısında çaresiz bir kurban bilincindedir. Sorumluluk almayan ve kendi öz potansiyelinin farkında olmayan kişi de genelde karşısındakini veya Yaratıcıyı suçlama eğilimindedir. Birini suçladığınızda ise kendinizi kurban etme, yok sayma, değersizleştirme eğiliminde olursunuz. Suçluluk hissi ve çaresizlik hali kişiyi günden güne daha da aşağıya çeker ve çözülmez bir düğüm gibi bütün hayatı kilitler.

Oysaki insan, sorumluluk sahibi ve bilinçli bir varlıktır. Akıl, gönül kapasitesine sahip bir canlı olarak insanoğlu diğer canlılardan ayrılır ve üstün görülür. Sorumluluk alan sorun yaşamaz. Ama sorumluluğu başkasına atan, devamlı karşısındakini, olayları, mukadderatı suçlayan ise kurban bilincine düşer. Utanç, ayıp, suçluluk, kayıtsızlık, çaresizlik, acı, keder, korku gibi duygular ve haller insanın yaşam enerjisini yok eder. Ve beraberinde hastalık, başarısızlık ve fakirlik garantisi ile gelir. Bunlardan kurtulmak isteyen kişi istek, arzu, öfke ve kibir enerjilerini deneyimler ve genelde karın bölgesindeki organlarda rahatsızlık yaşayarak içsel bir ateş çemberi içinde kavrulmaya başlar.

İnsanın tam denge noktasında kalbi bulunur ve buranın duygusu olan Cesaret hali açığa çıktığında kişi, hayatının sorumluluğunu alır. Her ne yaşadıysam hepsi benden dolayı böyle oldu der ve kabul eder. Kişinin kendisinin farkına varması, sorumluluğu alıp bunları değiştirmeye başlayacağı yer tam da bu kırılma noktasıdır. Bunun adı da cesaret, yürekliliktir. Tam da kalp bölgesinin enerjisi burada saklıdır. Kalp bölgesi aydınlanmaya başlayan kişi hayatının tüm sorumluluğunu üzerine alır ve yüreğiyle adım atar ve değişim/dönüşüm tam da noktada başlar.

Sen hayatının içinde gücünü kabul edip, varlığındaki kapasiteyi algıladığında düşüncelerinin hayatına nasıl yansıdığını görürsün. Senin bilincin dışında yaşadığın hiçbir olay yoktur. Hayat kocaman bir aynadır. Bu aynada gördüğün her şey sensin ve senin bilinç örüntün. Cesaret edip kötü giden kaderini değiştirebilirsin. Ama bu cesaret kavramının temelinde sorumluluk almak vardır. Bu noktadan sonra suçlanacak ikinci bir kişi, olay, varlık, şey yoktur. Bu iç görüye ulaşan kişinin ise hayatında değiştirebileceği iki şey vardır. Birincisi bilinci, düşünceleri algılarıdır. İkincisi ise ismidir. Bilincini değiştirmek tüm insanlar için olmazsa olmaz tek çözümdür. İsmini değiştirmek ise herkes için şart değildir. Ancak bilinci yükselmeye başlayan bir kişi doğal olarak yeni isimler, sıfatlar almayı hak eder. Ve genelde ustası tarafından kendisine ikinci bir isim armağan edilir.

İsim seni tanımlayan en özel şifredir. Senin kim olduğunu, hangi enerjilerle donatılmış olarak bu dünyada bulunduğunu ifade eden kelimedir. Sana defalarca o kelime ile seslenildiği için de senin ismin kaderin olur. Aslında, bir enerji değeri taşıyan ismin senin hayat alanını programlamaya başlar. Doğumla başlayan bu süreç bir ömür boyu artarak, katlanarak ve pekişerek devam eder. Dolayısıyla sen o ismi kaç yıldır kullanıyorsan, o kadar daha derin bir yansıma ve etki yaşarsın hayatında. İsminin anlamı, sena vaat edilen kaderindir. Ama yazgının en üst potansiyeli değildir. O nedenle bir insanın taşıyabileceği onlarca farklı ismi varken sadece biri veya ikisi sen doğarken sana verilir ve zamanı gelince bazı insanların ismi değiştirilir veya o isme yeni isim/isimler eklenir.

Bazı insanların kötü anlamlı isimleri olur. Örnek, Savaş, Mecnun, Ayaz, Sarp, Ateş, Kezban, Hicran… Bu isimlerin değiştirilmesi gereklidir. Kötü anlamlı bir ismi olana ikinci bir isim eklemek ve dengelemeye çalışmak boşuna bir çabadır. Bu tür kötü anlamlı isimleri olanlara önce isim değişimi ardından bilinç değişimi tavsiye ederim.

Ancak ismi kötü bir anlam taşımayıp sadece zorlayıcı harfler taşıyorsa; yani isim frekansı düşükse o zaman eş zamanlı bilinç dönüşümü ve isim değişimi öneririm. İsim değişimi konusunda başka bir blog yazım var. Onu detaylıca okuyabilirsin.

Senin aldığın bütün isimlerin de senin kader alanının hak edişinden gelir elbette. En üst kader potansiyelin, alın yazın senin bu hayatta gerçekleştirmek için geldiğin en üst versiyonundur. O üst boyuta ulaşan insana, kâmil insan, efendi, ermiş, eren, usta, üstad denilir. Örnek olarak Mevlana Celaleddin Rumi’ yi ele alırsak, doğumundan itibaren taşıdığı bütün isimleri sırası ile şöyledir: Muhammed Celaleddin, Hüdavendigar, Mevlana ve Rumi isimleridir. Onun bilincindeki ilerleyişi ve kendi en üst kaderine yürüdüğü yolculuğunda isimleri de değişmiştir ve eklenmiştir gördüğünüz gibi. Bu konuda sayısız örnek bulabilirsiniz.

Ancak tek başına ismi değiştirip, bilincinde hiçbir değişiklik yapmaman seni yükseltmez. Kaderinin en üst potansiyeline ulaştırmaz. Değişim sırasında önce bilinç değişir sonra isim değişir. Ve her değişim cesaret, yürek ister. Yüreksiz kişilerin bu hayatta yaşayabileceği şey kurban bilincidir. Bu nedenle hayatlarındaki kısır döngüler, tekrar eden olaylar, çıkmazlar devam eder. Depresyon, hastalık, acı ve kayıplar dolu bir yaşam sürerler.

Bilincini değiştirmek ise öyle bir anda fark ettim tamam artık farklı düşüneceğim demekle olan bir şey değildir. Bilinç dönüşümü için bu işi bilen usta bir öğretmenle uzun süren bir değişim dönüşüm ve farkındalık yolculuğuna çıkmak gereklidir. Bu yol uzun ve çetindir. Yolu bilmeyenle yolu bulamazsın. Tek başına ise hiç bulamazsın. Tek başına yapabilecek olsan bugüne kadar bunu yapardın zaten.

Bilinç dönüşümü için öncelikle evrendeki dualite prensibini anlaman gerekir. Her şey zıddı ile vardır. Her şey birbirini nötr hale getirmek için yaşanır. Ve esas olarak kişi tam merkeze ulaşmadıkça an hakikati içinde olana şahit olan olamaz. İnsanın esas yaratılış gayesi olan şehadet; yani kuantum fiziğinin ispatladığı gözlemci gerçeğidir. Sen olmasan, yani sen görüyor olmasan, yani sen şahit oluyor olmasan bu evren, bu dünya, bu âlem de olmaz. Her şey senin bilincinde oluyor. Ve her an yeniden yaratılıyor ve her an yeniden bozuluyor. Sonsuz ve sınırsız devam eden yaratıcılık ve yok edilik prensibinde sen bu evrenin merkezisin. Sen Allah’ın bu alemi yaratış sebebisin.

DUALİTE PRENSİBİ gereği olaylar her iki zıt kutbu ile aynı anda oluşur. Çünkü her şey birbirini yok edip dengeye gelmek zorundadır. O nedenle sen hayatındaki bazı deneyimlere iyi bazılarına kötü diye etiket koyarsın. İyi gördüğün şeylerin peşinden gitmeye kötü zannettiklerinden de kaçınmaya çalışırsın. Özellikle bilincinin altında kötü gördüğün anıların düşüncelerin oluşturduğu karanlık bir alan vardır. Bu alan seni her zaman içten içe meşgul eder ve senin frekansını düşürür. Oradaki düşüncelerle, anılarla, korkularla tek tek yüzleşip onları temizlemedikçe bilinçli aklınla yaratmaya çalıştığın hiçbir kodlama, hayal, istek, niyet tam olarak gerçekleşemez. Çünkü sen zihnindeki o karanlık alan nedeni ile engellenirsin. Unutma o alanı sen yarattın temizleyecek olan da sadece sensin. O temizliği yapmadığın sürece hayatta ulaşmak istediğin üst yaşam potansiyellerine ulaşamazsın.

Hz. Ali’ nin sözü ile tamamlayalım yazımızı;

“Sen kendini küçük bir şey sanırsın, ama en büyük âlem sende gizlidir.”

O nedenle uyan, ayağa kal ve harekete geç. Cesaretle kendi özüne yapacağın her adım seni sonsuz huzur, neşe, teslimiyet, sevgi, bolluk, bereket ve aydınlanmaya götürecek. Tek adımda zirveye çıkamayacaksın ama adanmışlıkla, azimle istikrarla yürürsen o zirveye ulaşacaksın. Ve orası sonsuz huzur vadisidir. Kaf dağına yolculuğa çıkıyorsun rehbersiz kaybolursun. Yolda kurda kuşa yem olursun. Ama iyi bir rehberle zirveye ulaşırsın. Ve zirve senin özünün varmak isteği yer. O yüzden ayağa kalk ve cesaretle ilk adımı at. Özün seni çağıyor. Bu uzun yolda sana yardım etmek için can atıyorum.

Kendine Dönüş yolu başlasın!

Şira Mercan

Spiritüel Mentör, İsim Ustası, Astrolog

0 comments

Sign upor login to leave a comment